Kullanıcı Adı:  
Şifre:     
Kayıt Olabilmek İçin Kutucukların İşaretini Kaldırmayın
Hızlı Kayıt Ol (Hemen Üye Olarak Resim, Video Bölümlerindeki Konularıda Görebilirsiniz! Üyelik ücretsizdir!)
Kullanıcı Adı Şifre Şifre Tekrar Email Email Tekrar

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
İçimdeki kadınları oyunculuğumla patlatıyorum!
04-19-2008 10:10 PM
merrsTein
OTisTik Cocuq
*****


Mesajlar: 1,148
Grup: Moderatör
Katılım: Jul 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 10
Mesaj: #1
İçimdeki kadınları oyunculuğumla patlatıyorum!


İçimdeki kadınları oyunculuğumla patlatıyorum!

'Avrupa Yakası'ndaki Selin rolü ile izleyicinin gönlüne taht kuran Evrim Akın şimdi ise 'Bez Bebek' dizisinde Nana'yı canlandırıyor. İçinde birçok kadın olduğunu anlatan Akın, oyunculuğu bu yüzden seçtiğini söylüyor: Asıl amacım fark edilmekti.....

Üç yıl oynadığı 'Avrupa Yakası'nda canlandırdığı deli dolu Selin karakteri ile milyonların diline "Oha falan oldum", "Kal geldi" gibi cümleleri yerleştiren Evrim Akın, ara verdiği televizyona üç ayrı proje ile geri döndü. Altı aylığına Amerika'ya gidip dil öğrenen ve ruhu için 'mola' alan Akın şimdi 'Kocakafalar', 'Bez Bebek' ve 'Fort Boyard' ile ekranlarda... Akın ile Zeynel Abidin Ağgül'ün stüdyosunda kendisi için fotoğraf çekimi yaptırırken buluştuk...

* Evrim Akın, biraz önceki seksi pozları veren kadına mı, yoksa 'Bez Bebek'teki masum kız Nana'ya mı daha yakın?

İçimde var ki bunları yansıtabiliyorum. Benim içimde bir tane kadın yok, birçok kadın var. Belki de bu yüzden oyunculuğu seçtim. Tabii asıl amacım fark edilmekti, ama içimdeki kadınları da yansıtmak istedim. Ve çok şükür bunları yansıtabilme şansı verildi bana.

KISKANÇTIM

* İçinizdeki kadını ilk yansıttığınız karakter de 'Avrupa Yakası'ndaki kokoş Selin oldu herhalde...

Aslında daha önce başka dizilerde de oynadım ama Selin popüler oldu. Selin karakteri benim olmadığım, yapmadığım bir şeydi ama mutlaka benim içimde vardı bir koket, kokoş. 'Bez Bebek'teki Nana ise içimdeki en masum, en naif, en bebeksi nokta açıkçası. O yüzden de seçtim bu projeyi.

* "Fark edilmek için oyuncu oldum" dediniz. Fark edilmek sizin için çok mu önemliydi, daha önce fark edilmediğinizi mi düşünüyordunuz?

Olur mu, çok fark edildiğimi düşünüyordum, ta ki kardeşim doğana kadar. Tabii ki o çocuk kıskançlığı, bugünkü aklım olsa hiç öyle düşünmezdim. Kardeşim doğunca müthiş kıskanç oldum. Daha sonra da herkesin ilgisini çekmek doğrultusunda hareket ettim.

ROLÜM MİYADINI DOLDURDU

* 'Avrupa Yakası'ndan ayrılmanıza herkes şaşırdı. Neden sizi bu kadar popüler yapan bir işten ayrıldınız?

Çünkü benim için miyadını doldurmuştu rol. Yapabileceğim her şeyi yaptım, rolü tabandan aldım tavana çıkardım. Eğitimim ve kendim için yurtdışına gitmem gerekiyordu. Tam o sürece denk geldi. Bir de gerçekten rolden artık... (kısa bir süre düşünüyor)

* Sıkılmış mıydınız?

Yok, sıkılmak da değil. İnsan sıkılır mı, bu işi severek yapıyorum, sıkılabilir miyim?

* Oyunculuktan sıkılmazsınız da rolünüzden sıkılabilirsiniz...

Yok canım. Lawrence Oliver kaç sene Hamlet oynadı, sıkıldı mı yani? Rekoru var dünyada en çok Hamlet oynayan adam diye.

* Amerika'da neler yaptınız?

Her şeyden önce dil öğrendim, sonra oyunculuk üzerine araştırmalar yaptım. Bir de Amerika'nın her yerini gezdim.

* Siz 'Avrupa Yakası'ndan ayrıldıktan sonra internetteki forumlarda 'Evrim Akın yok oldu' gibi yorumlar yapıldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Herkesin ağzı torba değil ki büzesiniz, söylerler. Şimdi üç tane işim dönüyor televizyonda, bunun üzerine bile yorum yapıyorlar. Halbuki özellikle, yaptığım dizi gayet başarılı ve her seferinde ilk beşe giriyor. Ama insanların gözüne gözükmüyor, ne yapsam yaranamadım!

* Bir dönem uzak durup bir anda üç işte birden ortaya çıktınız...

Ama bir oyuncunun dinlenmesi gerekiyor, ben ona inanıyorum.

* Bir oyuncunun aynı anda üç tane iş birden yapması ne kadar doğru, konsantrasyon dağılmıyor mu?

Şöyle doğru, ben 'Fort Boyard'ı temmuzda çektim, kanal bunu mart, nisanda yayınlıyorsa bu benim suçum değil. Diziye de eylülde başladım, hâlâ devam ediyor, çünkü tuttu. 'Kocakafalar' ise bana yine temmuz ayında gelmişti fakat o dönem 'Fort Boyard'ı kabul ettiğim için yapamadım. İş bana tekrar döndüğünde de, kabul ettim. 'Bez Bebek'te çocuklara iş yapıyorum, 'Kocakafalar' ise büyüklere yönelik bir proje.

KİMSEYE YARANAMIYORUM

* Bu "Bakın ortadan kaybolmadım, ben buradayım" iddiası değil yani...

Hayır, hiç öyle bir çabam yok. Öyle olsa bütün televizyon programlarını gezerim, ki bir sürü televizyon programından arıyorlar, gitmiyorum. Benim böyle bir derdim yok çünkü. Sadece iş yapmak istiyorum, bütün meselem bu. Ama kimseye de yaranmak için bir şey yapmıyorum, kendi egomu tatmin etmek için, zevk aldığım işleri yapmak istiyorum.

* 'Bez Bebek' çok sevildi, hatta anneler çocuklarını televizyonun karşısından kaldıramamaktan şikayetçi...

Kimi yemeklerini bile dizi sayesinde yediriyormuş. Evet, tamam çok yayınlanıyor, ben de üzülüyorum bu kadar yayınlandığı için. Çünkü baktığınızda bu bana da benim işime de zarar. Kanal, 'Bez Bebek TV'ye döndü adeta. Ama bunun önüne geçemiyoruz, sonuçta ipler kanalın elinde. Onlar bu kadar çok yayınlanmasını uygun görüyorsa, saygı duyuyorum, hiçbir şey diyemiyorum.

* Çocuklar bu diziyi neden bu kadar çok sevdi sizce?

Samimiyetten dolayı. Nana'nın samimiyeti geçti onlara. Çünkü bu da gerçekten içimdeki Evrim. Selin'i sevmelerinin nedeni de buydu, o da var benim içimde. Nana da öyle, benden bir parça.

ÇOCUK GİBİ YAŞIYORUM

* Bir oyuncunun içinde bir sürü insan yaşamazsa, oyuncu olarak başarılı olamaz mı?

Bilemem, benimki kişisel bir şey. Kendimle ilgili öznel yorumum. Ama bir oyuncu, "Ben Macbeth gibi yaşıyorum" derse, eyvallah, ona bir şey diyemem. Her yerde Lady Macbeth gibi gezer. Ben böyle yaşamıyorum. Ben çocuk gibi yaşıyor, çocuk gibi bakıyorum hayata. Bir de içimdeki kadınlar var. Onları elimden geldiğince bastırmaya çalışıyorum ve oyunculuğumla patlatıyorum.

* 'Kocakafalar'ı sizden önce Özgü Namal sunuyordu, çok da başarılıydı. Siz sunuculuğu ondan devraldınız, hiç kendisiyle kıyaslanma gibi bir endişe taşıdınız mı?

Olur mu, Özgü ile okulda aynı sınıftaydık biz, Özgü benim sınıf arkadaşım. Öyle bir şey hiçbir zaman hissetmedik ki biz hep aynı parçaları oynadık okulda... Mesela hepimize Othello verilirdi, sekiz kız hepimiz Othello oynardık ve hiçbir zaman kıyaslanmazdık. Biz böyle yetiştirilmedik. O yüzden de hiç böyle bir kıyaslanma duygum yok. Özgü'yü de çok seviyorum ayrıca.

* Bildiğim kadarıyla siz ailenize bakıyordunuz. Hâlâ devam ediyor mu bu durum?

Bu, kardeşim okulu bitirse de, bir işe başlasa da, evlense de devam edecek. Çünkü annem ve kardeşim, babamın bana emanetidir.

* Bu genç yaşta omuzlarınıza çok mu yük yüklenmiş?

Bilmem, belki ben bunun için geldim dünyaya! Beni yormuyor, çok mutlu oluyorum bu durumdan.

* Arada bir mola almak istemiyor mu insan?

İşte onu Amerika'da yaşadım ben. O zaman da bir boşluk hissettim sadece. Ben hayatta nedensellik ilkesine, sebepsonuç ilişkisine çok inanırım. Benim sonucum da buymuş. Ve ben bu durumdan hiç rahatsız değilim, son nefesimi verene kadar bu böyle devam edecek.

* Geçmişte verdiğiniz röportajlarınızda ikili ilişkilerinizi bir türlü yürütemediğinizi ve en uzun ilişkinizin altı ay sürdüğünü söylemiştiniz. Şimdi durum değişti mi?

Şimdi yürütüyorum. İkinci senemdeyim. Nisan 4'te ikinci sene bitti ama şimdi sizin sayenizde hatırladım, kutlamayı unuttum...

* "Hemen sıkılıyorum" diyordunuz, o sıkılmalar bitti o zaman...

O zamanlar doğru erkeği bulamamışım demek ki. Şimdiyse doğru insanı buldum ve iki senedir gerçekten çok güzel giden bir ilişkim var.

* Sizi ilk beş yıl önce tanıdık ve o günden bugüne çok olgunlaştınız sanki. Neler değişti?

Çok şey değişti... Kıtalararası bir yolculuk yaparken, bir de kendi içimdeki yolculuğumu yaptım. Kendimi keşfettim, tanıdım, kendimdeki farklılıkları ve zaafları fark ettim. Ve bu noktada da artık tüm bunlara göre hareket etmeye başladım. Tabii bunlar yaşla da çok alakalı, insan deneyimledikçe, yaşadıkça değişiyor.

Sırf bu yüzden bunalıma girdim

* 'Fort Boyard'da şimdiye kadarTürk takımları hep başarısız oldu veyenildi. Programın sunucusu olarak busizi hırslandırmadı mı?

Hırlanmaz mıyım, hırslandım tabii.Hatta açıkçası konsantrasyonum ve motivasyonum düştü. Ama şöyle birdurum var; programı yapan Fransa,yapımcımıza bir sözleşme yollamıştı veo sözleşmede, yarışmacılar kesinliklesporcu olmayacak, halktan, amatörinsanlar yarışacak diyordu. Yapımcımızda bu kurallara uydu. Fakat Sırbistan ve biraz da Bulgaristan buna uymadı.

* Merak ediyorum, rastlamadımama... Hiç Türk takımının yendiği biryarışma oldu mu?
Evet, yendiklerimiz var. Ya benresmen sırf bu yüzden bunalımagirdim. Yarışmacılar ve yapımcımız daçok üzüldü tabii ama bu tamamenkarşı takımların kurallara uymamasıylailgili bir şey. Bu arada geçen günöğrendim, bu yarışma Sırbistan veBulgaristan'da çok izleniyormuş ve50 share yapıyormuş.


kaynak: sabah.com.tr

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
04-20-2008 12:31 AM
keremcem_kolik
Mesajcı Üye
*****


Mesajlar: 1,180
Grup: Kayıtlı Üye
Katılım: Sep 2007
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 6
Mesaj: #2
RE: İçimdeki kadınları oyunculuğumla patlatıyorum!


paylaşım için teşekkürlerr


♥♥♥♥♥♥♥SAADET+SİBEL(CANIM SAADET ABLAM)♥♥♥♥♥♥♥


Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Bugün 12:31 AM
EmoL
Üye
***


Mesajlar: 135
Grup: Kayıtlı Üye
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #3
RE: İçimdeki kadınları oyunculuğumla patlatıyorum!


saqolll

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Bugün 12:32 AM
EmoL
Üye
***


Mesajlar: 135
Grup: Kayıtlı Üye
Katılım: Jul 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0
Mesaj: #4
RE: İçimdeki kadınları oyunculuğumla patlatıyorum!


saolasın

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 


« Daha Eski | Daha Yeni »


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:



eXTReMe Tracker